21- Namazla ilgili bazı meseleler – Seferiliğin Hükümleri

admin
Şubat 17, 2016

Seferiliğin Hükümleri

Yolculuk durumu, genel olarak meşakkat ve sıkıntı içerdiğinden bu durumdaki kişi için bazı kolaylıklar getirilmiştir. Bunlar yolcuya tanınan ruhsatlardır. Bunların başında ramazan ayında yolculuk yapan   kişi için tanınan, orucu yolculuk anında tutmayıp sonraya bırakma ruhsatıdır. Normalde bir gün bir gece olan mest üzerine mesih süresi, yolcu için üç gün üç geceye çıkarılmıştır. Ayrıca yolcu olan kişinin, dört rek’atlı farz namazlarını ikişer rek’at olarak kılmasına da izin verilmiştir. Buna “Kasrü’s-salat” denir.

Hanefiler, namazların kısaltılması hükmünün Allah’tan bir bağış olduğu yönündeki rivayeti esas aldıkları için, kısaltmanın bir ruhsat değil bir azîmet olduğunu ileri sürerek bu konuda yolcuya tercih hakkı tanımamış ve kısaltmanın vâcip olduğunu söylemişlerdir. Onlara göre yolcunun bilerek dört rek’atlı namazı ikiye indirmeyip dört olarak kılması mekruhtur. Bununla birlikte kişi, iki rek’at kılıp teşehhütte bulunduktan sonra iki rek’at daha kılacak olsa farzı eda etmiş, son iki rek’at da nafile  olmuş olur. Ancak selâmı tehir etmiş olmasından ötürü kötü bir iş yapmış sayılır. Seferî olan kişi, şayet birinci teşehhüdü terk etmiş veya ilk iki rek’atte kıraatte bulunmamış ise farzı eda etmiş olmaz. Bu görüşün bir devamı olarak, seferde iken kâzaya kalan dört rek’atlık namazların normal duruma dönüldüğünde  yine ikişer rek’at olarak kılınması gerektiği söylenmiştir.

Mâlikîler’e göre, seferde namazı kısaltarak kılmak müekked sünnettir. Şâfii ve Hanbelîler’e göre ise yolculukta namazları kısaltarak kılmak bir ruhsat olup, kullanıp kullanmamak kişinin tercihine bırakılmıştır.

Seferî bir kimse bir beldede 15 gün ve daha fazla kalmaya niyet edince mukim olur ve artık namazlarını tam kılar. Eğer on beş günden az kalmaya niyet ederse seferîliği devam eder. Şafii ve Malikîler’e göre ise, yolcu bir yerde 4 gün kalmaya niyet ederse namazlarını tam kılar. Hanbelîler’e göre 4 günden fazla veya 20 vakit den fazla kalmaya niyet ederse namazlarını tam kılar.

Namaz cemaatle kılındığında mukim yolcuya, yolcu mukime uyabilir. Mukim kişi, seferî kişiye uymuşsa, seferî iki rek’atın sonunda selâm verince, mukim selam vermeyip kalkar, namazı dörde tamamlar. Namazın baş tarafını imamla kılmış ve farz kıraat yerine gelmiş olduğu için bu kişi sağlam görüşe göre, namazı başkaca kıraat etmeksizin tamamlar, yanılırsa secde etmez. Çünkü bu mukim, Lâhik mesabesindedir. Yolcu, vakit içinde mukime uyduğunda dört rek’atlı farz namazı mukim gibi tam olarak kılar.

Aslî vatana dönmekle yolculuk hali sona erer. Burada sefer hükümleriyle ilişkili olarak oluşturulan üç vatan anlayışından kısaca bahsedelim.

a) Vatan-ı aslî : Bir insanın doğup büyüdüğü veya evlenip içinde yaşamak istediği veya içinde barınmayı kastettiği yere vatan-ı asli denir. Vatan-ı aslîden başka yere iş, görev vb. sebeplerle veya yerleşmek üzere göçülünce yeni yer vatan-ı aslî olur, eski yer bu vasfını kaybeder.

b) Vatan-ı ikamet : Bir kimsenin doğduğu, evlenip ailesini yerleştirdiği veya kendisi yerleşmeye karar verdiği yer olmamak kaydıyla, kişinin on beş günden fazla kalmak istediği vatan-ı ikame denir.

c) Vatan-ı süknâ : Bir yolcunun on beş günden az kalmayı planladığı yere vatan-ı süknâ denir.

Not : Bir kimse doğup yerleştiği veya karısının yerleştiği yere varınca seferi olmaz. Sadece gideceği bu yer sefer mesafesi uzaklığında ise yolculuk esnasında seferî olur.

DHBT Sınavı
22.09.2024
0
Gün
0
Saat
0
Dakika
0
Saniye